Ölüdeniz | Aşk Böyle Bir Şey

Ölüdeniz
  1. Bölüm 👉🏻 Paylaştıkça Çoğalıyor İnsan
  2. Bölüm 👉🏻 Korkularımı Cihangir’de Bıraktım
  3. Bölüm 👉🏻 Umarım Unuttukları Çok Yer Vardır
  4. Bölüm 👉🏻 İnsanoğlu Baki Değil, Devrilir Ağam
  5. Bölüm 👉🏻 Herkes Zengin Ama Kimse Özgür Değil
  6. Bölüm 👉🏻 Peksimet | Kırlangıç Sanat Atölyesi
  7. Bölüm 👉🏻 Herakleia | Sekiz Bin Yıllık Miras
  8. Bölüm 👉🏻 Bu Kampta Mucize Var
  9. Bölüm 👉🏻 Bodrum | Kesişen Yollar
  10. Bölüm 👉🏻 Datça | Hâlâ Çok Güzel
  11. Bölüm 👉🏻 Marmaris | Zaman Tünelinden Çıkan Kuzen 
  12.  Bölüm 👉🏻 Kayaköy | Kurtuluş’un Hayalet Mirası

13. Bölüm | Ölüdeniz | Aşk Böyle Bir Şey

Kayaköy’e ilk kez 2016 yılının şubat ayında gitmiştim. O zamanki kız arkadaşımla birlikte, onun İstanbul’dan kaçıp Kayaköy’e yerleşmiş bir arkadaşının evinde bir hafta tatil yapmıştık. Ölüdeniz’den Yeşil Vadi’ye, Fethiye’nin harika koylarından Likya Kaya Mezarları’na kadar bir dizi yer gezmiş, Kayaköy’den Ölüdeniz’e yürümüş, yüzmüş, içmiş eğlenmiştik.

Bahçede mangal yaktığımız bir gün, sucuk yiyip şarap içtikten sonra güzel bir akşamüstü uykusu çekmiştim. Uyandığımda hava kararmış, terastan bizimkilerin konuşmalarına ek olarak misafir sesleri geliyordu. Az sonra tanışacağım yamaç paraşütü pilotu Barış ve eşi Fabiane (Fabi). İkisinin de hızla En Kıymetli İnsanlar listeme gireceklerini nerden bilebilirdim?

Ya kader diye bir şey var ya da inanılmaz rastlantılar oluyor şu hayatta; hangisi doğru, bilemiyorum ama birkaç sene önce Brezilya’lı Fabi, Türkiye’ye tatile geliyor ve Fethiye’de yamaç paraşütü yapıyor. Tahmin edin kim uçuruyor onu? Tabii ki Barış. O uçuşla başlayan tanışıklık, gökyüzünde mükemmel Ölüdeniz manzarasıyla arkadaşlığa, sonra sevgililiğe ve devamında da evliliğe dönüşüyor.

Aşk ne muaazzam bir şey. Dünyanın iki ucundan bambaşka iki insanı havada bir yamaç paraşütünün kanadının altında birleştirebiliyor.

Onlar, tanıdığım, arkadaşı olmak isteyeceğiniz en güleryüzlü aşıklar. Tek geçerim. O akşam Fabi neşeli mizacıyla hararetli hararetli bir sürü şey anlatıyor. Barış az konuşuyor, hep gülümsüyor. O zaten sürekli gülümsüyor. Çok huzurlu, insana da huzur veriyor. Yamaç paraşütünden bahsediyor. Hatta bir ara bana uçmak isteyip istemeyeceğimi soruyor. Çok isterim. Fakat bir türlü yenemediğim yükseklik korkumdan dolayı bunu yapabileceğimi düşünemiyorum bile.

Beni ikna etmeye çalışmıyor, ısrar etmiyor, zorlamıyor. Bunların hiçbirine zaten ihtiyacı yok. Kendiliğinden “Evet” diyorum. Güven de böyle bir şey. Yarım saat önce tanıştığım bir adama yükseklik korkuma rağmen, havada 1200 metrede canımı teslim etmeyi kabul ediyorum. Dünya üzerinde beni buna ikna edebilecek ikinci bir insan var mı, bilmiyorum.

Yamaç paraşütünde neye dikkat edeceğiz?

Bakın, burası önemli. Yamaç paraşütü herhangi bir aktivite değil. Ölüdeniz’de ya da başka bir yerde olur da yaparsanız, tandem olarak, yani birlikte uçarak başka birisine havada canınızı emanet edeceksiniz. Daha büyük tabelası olan, daha çok reklam yapan yamaç paraşütü firması size mutlak güven vermesin.

Öncelikle mühim olan ne kadar tecrübeli, ne kadar dikkatli bir pilotla uçtuğunuz, bu bir. Beşyüz kere uçmuş pilotla beşbin kere uçmuş pilot bir değildir.

O pilotun o gün kaçıncı uçuşunu yaptığı çok mühim, bu iki. Altıncı, yedinci uçuşunu yapan pilotun canı çıkmıştır. Dikkati kolay dağılır. Mümkünse sabah ilk uçuşları yakalayın.

Sonrasında o firmanın o pilotu kapsayan sigortasının olup olmaması önemli, bu üç. Bütün firmalar sigortalarımız tam der ama bazıları doğru söyler. Bazıları da üç pilota sigorta yaptırıp, sigortasız da 10 tane mevsimlik pilot çalıştırır.

Sadece Ölüdeniz firmaları için söylemiyorum. Bu aktiviteyi yapacağınız herhangi bir yerde, firma size aktivite sırasında “başıma bir şey gelirse kızmayacağım, küsmeyeceğim” diye kağıt imzalatır ama siz de sizi uçuracak pilotun tecrübesini, lisans derecesini, daha önce kaç kere uçtuğunu, sizi ve o pilotu kapsayan sigortanın olup olmadığını sorun. O sigorta kağıdını görün.

Yani aslında sizi kimin uçuracağı, kimin yere sağsalim indirebileceği, firmanın sorumluluk düzeyi önemli. Bu konuda reklama kanmayın.

Haa, bir de tehlikesiz aktivitede pazarlık edin ama bunda etmeyin, ucuza kaçmayın. 100 lira ucuza uçucam diye canınızı tecrübesiz pilotun ellerine bırakmayın.

Hiç olmadı bana yazın ben sizi doğru düzgün insanlara yönlendiririm. Dostlarına, okurlarına bedava Çok Gezen Abi hizmeti.

1200 Metrede Akrobasi

2016 şubatında o güzel gecenin ardından Barış’la ertesi sabah erkenden buluştuk, Barış’ın pilotu olduğu Hanuman Paragliding’in aracıyla ürkütücü ve fakat harika manzaralar eşliğinde zorlu bir tırmanışla Babadağ’a çıktık. Ayıptır söylemesi piste vardığımızda uçuş öncesi kimse görmeden bir ağacın arkasına saklanıp altıma kaçırma ihtimalini bertaraf ettim, yoksa havada ne yapardım, bilmiyorum.

Uçacağımız yamaç paraşütü, kısaca “kanat” hazırlandı. Biz de Barış’la birlikte hazırlandık, emniyet kemerleri takıldı, rüzgar kanadı doldurmaya başladı, gerilim müthişti ve dizlerim titriyordu. Barış her şeyin farkında, beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

Uygun rüzgarı kollayıp, “Hadi” dedi, “Benimle birlikte koşmaya başla.” Gözlerimi kapatıp arkamdaki pilota duyduğum güvenle yamaçtan aşağı koşmaya başladım. Allahım, ordan direk paraşütsüz atsam kendimi benim için daha kolay. Bir süre sonra Barış’ın gülerek “Artık yeter, koşmana gerek yok” demesiyle çizgifilm karakterleri gibi havada koşmaya devam ettiğimi ancak farkettim.

Ayaklarım yavaş yavaş durdu ama gözlerimi açmam o kadar kolay olmadı. Yüzüme çarpan, oturduğum sepeti salıncak gibi sallayan rüzgar, ciğerlerime dolan oksijen başımı döndürüyordu. Umarım bayılmam diye düşündüğümü hatırlıyorum. Fakat Barış çok sakindi. Sürekli bir şeyler anlatıyordu. Anlattıklarını duyuyordum, fakat anlamıyordum. Olsun, beni sakinleştiriyordu.

Gözlerimi açabildiğimde ellerim kanatın iplerine yapışmış vaziyette, yerden bin küsür metre yüksekte salıncakta sallanır gibi, mükemmel Ölüdeniz manzarasına uyandım. Masmavi gökyüzünde muhteşem bir deneyim.

Burası dünyadaki en popüler yamaç paraşütü lokasyonlarından birisi. Muhteşem güzellikteki Babadağ, dağın eteklerinden başlayan Akdeniz, göl duruluğunda Lagoon, uçuş sonunda indiğiniz Ölüdeniz sahili, tek kelimeyle muazzam.

Barış’ın biraz da akrobasi yapalım mı sorusuna hayır demem olanaksız. O gün havada o kanatın altında sekiz çizerken attığım çığlıkları, hissettiklerimi tarif edemem. Havada attığımız taklalar son bulup yeniden süzülmeye başladığımızda, Barış’ın “Koydaki su kaplumbağalarına bak” dediğini hatırlıyorum. “Bunu her zaman göremezsin, her uçan da bu kadar şanslı olmaz.” Altımızdaki manzaraya inanamamıştım. Ölüdeniz’in kapalı koy kısmı Lagoon’da, suyun yüzeyindeki deniz kaplumlağalarını saydım; bir, iki, üç… on bir, on iki.

Gökyüzünde yarım saate yakın süren bir uçuştan sonra, sanki öyle bir şey olabilirmiş gibi ayaklarımın Ölüdeniz’in otellerinin çatılarına çarpmasından korkarak harika bir iniş yaptık. Piste indiğimizde dizlerim zangır zangır titriyordu. Yere yığılmamak için hâlâ Barış’a tutunuyordum. Gülüyor, beni ayakta tutuyordu. Mutluluk nasıl da bulaşıcı bir duygu. O tecrübe için Barış’a bugün bile minnettarım.

Ekim 2017, Paddleboard Üzerinde Bir Gün

Kayaköy’de iki gün konakladığım Camping Bay Efetto’dan ayrıldıktan sonra Barış’la Fabi’yi bulmak için Ölüdeniz’e doğru yola çıktım. Aynı sıcak karşılama, aynı dostluk ve beni evlerinde misafir ettiler. Mükemmel bir çift, harika arkadaşlar.

Ertesi sabah birlikte Ölüdeniz sahiline indik. Barış’ın uçuşları vardı. Fabi, Barış’tan ayrı olarak Mavi Tribe Stand Up Paddling markası ile paddleboard yaptırıyordu. Bana da nasıl yapılacağını hızlıca öğretti. Sörf tahtasından daha geniş, kalın fakat hafif bir boardun üzerinde ister oturarak ister ayakta, sakin suda, Okyanusya yerlileri gibi uzun bir kürekle yapılan bir aktivite. Başta tereddüt etsem de bir iki denemeden sonra, güvenim yerine geldi, “Ben bunu yaparım” dedim. Paddleboard’u alıp denize açıldım. Bir süre dizlerimin üzerinde gittikten sonra dalgasız, dümdüz koya girince ayağa kalktım

Kapalı koyun sakin sularında, paddleboard üzerinde kürek çekip gezdim. Balıklar, deniz kaplumbağaları altımdan akıyordu. Huzur veren, harika bir tecrübe. Gün boyu içeceğim su, yiyeceğim sandviç, su geçirmez çantamın içindeydi. Bir ara öğle yemeğimi board’un üzerinde yaptım.

Paddleboard yapan başka turistlerle birlikte kürek çektik. Board üzerinde yoga yapanları seyredip balıklarla yarıştık. Ölüdeniz sahiline akşamüstü huzur içinde döndüm. Board’u sudan çıkarıp çimenlere taşıdım, yıkadım. Yamaç paraşütleri martılar gibi üzerimden geçip birer birer yere konuyordu. Harika bir gün batımının ardından bir kafede birer kokteyl içip günbatımının tadını çıkarttık.

Planıma göre, normal şartlar altında, ertesi gün Likya Yolu yürüyüşüme başlamam gerekiyordu.

Fakat hava durumu haberleri kuvvetli yağış veriyordu. O hava koşullarında yürüyüşe başlamak imkansızdı. Haliyle ağır bulutların ve yağmurun altında evde kapalı kaldık. O havada uçuş yok, yürüyüş yok, iki gün boyunca Fabi’yle uzaylı belgeselleri, Barış’la da Narcos dizisi izledik. Barış’ların Ölüdeniz yakınlarında oturan arkadaşları ile görüştük, misafirliğe gelenlerle hep birlikte vakit geçirdik.

Onlar mutluydular, ben mutlu ve heyecanlı. Yürüyüş zamanı yaklaşıyordu. Üçüncü günün sabahı hava açtı. Yola çıkmak için düşmesini beklediğim hava sıcaklıkları düşmüş, yağmurlar geçmiş, artık yürüyüş zamanı gelmişti.

Yolculuğumun Ölüdeniz aşamasında beni misafir eden, aşka, dostluğa hiç kaybetmediğim inancımı tazeleyen sevgili Fabi’ye ve Barış’a mükemmel evsahiplikleri için teşekkür edip çantamı sırtlandım.

Önce Hisarönü postanesine gidip artık ihtiyaç duymayacağım kıyafetlerimi ve doldurduğum defteri anneme göndermek üzere kargoya verdim.

Hava açık, yerler kurumaya yüz tutmuş, muhteşem toprak kokusu içinde aylardır planladığım Likya Yolu yürüyüşüne başlamak üzere başlangıç noktasına doğru yöneldim.
 
 …

Devam edecek…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s